DOLAR 44,5941 0.29%
EURO 51,6211 0.05%
ALTIN 6.704,680,29
BITCOIN 29813151.1077%
Sezai Koç

Sezai Koç

19 Ocak 2026 Pazartesi

Hem Vatanın Gücüyüz, Hem De Üvey Evladı!

Hem Vatanın Gücüyüz, Hem De Üvey Evladı!
1

BEĞENDİM

Amma Velakin, Ne oralıyız, Nede Buralı…

Yazan: Sezai Koç – Silayolu.com

Değerli dostlar,
Bugün sizlerle biraz dertleşmek istiyorum. Kalemi elime alırken başlığı uzun uzun düşünmedim. İçimden geldiği gibi yazdım. Çünkü bu konu artık içimizde biriken, konuşulmadıkça ağırlaşan bir mesele hâline geldi.

Kimimiz yıllarca “Alamancı” dendi, kimimiz “Avrupalı Türk” olduk, kimimiz “diaspora” diye tanımlandık. Ama son 60 yıla bakınca, her yaz arabasına atlayıp kilometrelerce yolu aşarak memlekete akan milyonların yüreğinde tek bir sıfat var: Gurbetçi.

Son yıllarda “Avrupalı Türk” tanımı sıkça kullanılıyor ama açık söyleyeyim; bu tanım henüz yerine oturmuş değil. Çünkü 60 yıldır Avrupa’da yaşıyor olsak da gönlümüz hâlâ o topraklarda. Hasretimiz, bağımız, duamız hep memlekete… Hasretle yola düşenin adı da nettir: Gurbetçi.

Ama ne acıdır ki, tam da bu 6 milyonluk büyük güç, kendi vatanında zaman zaman üvey evlat gibi hissettiriliyor.

Bir Yıl Çalış, Bir Ay İzin… Sonrası?

Biz burada bir yıl boyunca çalışıyoruz. İzin paramızı biriktiriyoruz, gün sayıyoruz. Sonra da vatan hasretiyle sıla yoluna düşüyoruz. Rakamlar ortada:
Geçtiğimiz gurbetçi sezonunda sınır kapılarından 1 milyonu aşkın araç, 4 milyondan fazla yolcu geçti.

Ama ne yazık ki Kapıkule’den içeri adım attığımız an, çoğu gurbetçi için başka bir sınav başlıyor.
Ben bunu açıkça söylüyorum: “Gurbetçi kazıklanması.”

Son üç yıldır bunu daha net görüyoruz. Gurbetçiler artık sadece aile ziyareti yapıyor.
Üçüncü nesil neredeyse yalnızca tatil amaçlı geliyor.
Eskisi gibi yatırım yok, eş-dost ziyareti yok, harcama yok.
Arabayla gelenler dönüşte bakım bile yaptırmıyor.

Neden?

Çünkü: Tutan tuttuğunu düdüklüyor”

  • Fiyat algısı bozulmuş durumda.
  • “Gurbetçi” etiketi başlı başına bir sorun hâline gelmiş.
  • Kazıklanma korkusu insanları geri çekiyor.

Aracı bozulsa çekicide kazık…
Tamirciye gitse ayrı…
Restoranda ayrı, otelde ayrı…
Alışverişte ayrı, acil durumda hastanede ayrı…

Bunun adı bireysel ahlaksızlık değil; bunun altında ciddi bir denetimsizlik yatıyor.

2025 yaz tatilinde yaşadığım sağlıkla ilgili sıkınıtıyıda bir dahaki yazımda yazacağım inş.

Eskiden “Ne olacak bu memleketin hâli?” derdik.
Ben artık şunu soruyorum: Ne olacak bu milletin hâli?

Ticarette ahlak kalmamışsa, gerisi zaten kendiliğinden çözülüyor.
Ahlak bittiyse, insanlık da yara alır.
Kusura bakmayın, ben açık konuşurum. Gelinen noktada “tutan tuttuğunu düdüklüyor” algısı maalesef yerleşmiş durumda.

Toplantılar, Davetler… Peki Sonuç?

Ben çok toplantı insanı değilim. Çünkü yıllardır aynı yüzler, aynı konuşmalar, seçim zamanı geldiğinde de hep aynı vaatler… Velakin ; Sonrası yok.

Geçtiğimiz günlerde UİD Dortmund Teşkilatı’nın 10 Ocak Gazeteciler Günü vesilesiyle düzenlediği kahvaltıya davet edildim. Davete icabet ettik, sağ olsunlar. Ortam samimiydi, Başkan Sayın Dursun Baş’ı da içten buldum. Dursun Başkan, iyi niyetli bir insan, ancak onunda elinden fazla bir şey gelmediğini anlamış olduk. Gazetecilerin ve Avrupalı Türklerin sorunlarına dair verilen cevaplar açık konuşayım, beni tatmin etmedi. Yine dönüp dolaşıp “kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” noktasına geldik.Ancak Dursun Başkan yinede elinden gelenin en iyisini yapacağının da sözünü de vermiş oldu.

Sıla yolu konusu açılınca söz aldım.
Yaklaşık 30 yıldır her yaz sezonunda bu yollarda vatandaşın derdiyle dertlenen insanlar olduğumuzu anlattım. Ama hâlâ aynı sorunları konuşuyor olmamızın acı bir tablo olduğunu da söyledim.

Sılayolunda yaşanan sıkıntıları dile getirmek için söz alarak , Gurbetçinin halini sılayolunda yaşanan sıkıntıları sorunları bizden başka kimse daha iyi bilemez , çünkü biz yaklaşık 30 yılı aşkın bir süredir her yaz sezonu geldiğinde o yollarda vatandaşın dertlerine cözüm üretmek için gecemizi gündüzümüzü birbirine katarak , yıllardır hala aynı sorunlarla boğuşmaya devam ettiğimizi karınca kaderince anlatmaya çalıştım. Ancak Avrupalı Türklerin sorunları sadece Sılayolundan ibaret değil. Sılayolu güzergahında öyle yaşanan sorunlar varki, sezon geldiğinde vatandaşın cebindeki paraya göz diken , vatandaşımızı mağdur eden Çakallara değinmedim bile. Velakin ; Gurbetçilerin sorunları çok büyük.

Sezon geldiğinde vatandaşın cebine göz diken, gurbetçiyi mağdur eden yapıların hâlâ var olması kabul edilebilir değil. Bu sorunlar toplantıyla değil, icraatla, kararlılıkla çözülür.

2022’de yaptığımız anket çalışmasıyla Ankara’ya bir çıkarma yaparak partiler üstü kapı kapı gezdik. Herkes yaptığımız anket çalışmasından övgüyle bahsetti, sırtımızı sıvazladı…
Amma Velakin , sonrası gelmedi.

Milyarlarca Döviz, Peki Karşılığı Ne?

Bir gerçeği daha hatırlatayım.
Avrupalı Türkler, Türkiye ekonomisinin en önemli dayanaklarından biri. Sadece 2025 yılında resmi kanallarla aktarılan döviz miktarı 15 milyar doların üzerinde.

Avrupa’da alın teriyle kazanılan bu paralar, memleketle bağ kopmasın diye seve seve gönderiliyor. Üstelik yazın gelen bir gurbetçi, klasik bir turiste göre en az üç kat fazla harcıyor.

Ev yaptırıyor, tadilat yapıyor, düğün yapıyor, esnafı ayakta tutuyor.
Ama karşılığında gördüğü muamele iç yakıyor.

Sonuç: Ne Burada, Ne Orada…

Dağları, yolları aşıp “Vatan” diye toprağı öpmeye geliyoruz.
Ama ne yazıktır ki, kendi memleketimizde yabancı muamelesi görüyoruz.

Geri dönüş yolunda bavulumuz dolu ama kalbimiz kırık oluyor.

Şimdi buradan soruyorum:
Biz bu vatanın öz evladı değil miyiz?
Bu gücün, bu fedakârlığın farkında mısınız?
Yoksa bizi hâlâ sadece döviz gönderen bir makine olarak mı görüyorsunuz?

Unutmayın…
Gurbetçinin kalbi kırılırsa, vatanın bir kolu kanadı kırılır.

Son olarak bizleri davet eden herkese teşekkür ederim.
Sürç-i lisan ettiysek affola.
Biz açık sözlü insanlarız. Hizmeti severiz, insanı severiz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da vatandaşımızın yanında olmaya, faydalı her çalışmaya destek vermeye hazırız.

Velakin; Ne Oralıyız, Ne Buralı…

Yazan: Sezai Koç – Silayolu.com

Devamını Oku

Gurbetçilerin Dikkatine: Altınlarınız Gümrükte Sorun Olmasın!

Gurbetçilerin Dikkatine: Altınlarınız Gümrükte Sorun Olmasın!
0

BEĞENDİM

Silayolu.com – Özel Haber

Türkiye seyahatlerinizde yanınızda götürdüğünüz altın ve değerli takıların, Avrupa’ya dönüş yolunda gümrük memurları tarafından “yeni alınmış” muamelesi görmesini istemiyorsanız izlemeniz gereken çok basit bir prosedür var. İşte sizler için hazırladığımız ip uçları:

1. Temel Kural: İspat Yükümlülüğü Sizde

Almanya gümrük mevzuatına göre, yanınızdaki ziynet eşyalarının yıllar önce alındığını beyan etseniz bile, gümrük memurları sizden fatura talep edebilir. Faturası ibraz edilemeyen işçilikli altınlar (bilezik, kolye vb.) vergiye ve cezai işleme tabi tutulabilir.

Önemli Ayrım: Külçe altın, 10.000 Euro’ya kadar “nakit para” statüsünde değerlendirilir ve vergiden muaftır. Ancak takı formatındaki işçilikli ürünlerde durum farklıdır.

2. Çözüm: “Rückware” Prosedürü (Form 0330)

Eşyalarınızın zaten Avrupa’dan gittiğini ve geri getirildiğini (geri gelen eşya statüsü) belgelemek için Formular 0330 belgesini kullanmalısınız.

  • Ne Yapılmalı? Almanya’dan çıkış yapmadan önce bu formu doldurun.
  • Fotoğraf Ekleyin: Formla birlikte takılarınızın fotoğrafını çekerek gümrük birimine onaylatın.
  • Geri Dönüşte: Dönüş yolunda bu onaylı belgeyi gösterdiğinizde, ürünlerin yanınızda gittiğini kanıtlamış olur ve hiçbir vergi ödemeden geçiş yaparsınız.

3. Form Nereden Alınır?

İlgili belgeye resmi gümrük sayfasından ulaşabilirsiniz:  Alman Gümrük Formu (0330)

Unutmayın: Bu kural sadece Almanya için değil, tüm Avrupa Birliği ülkeleri için geçerlidir. Bilgi paylaştıkça çoğalır; sevdiklerinizin gümrük kapılarında zor durumda kalmaması için bu bilgiyi onlarla da paylaşabilirsiniz.

Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Noktalar

  1. Havalimanına Erken Gidin: Formu onaylatma işlemi vakit alabilir. Uçuşunuzdan en az 1 saat önce gümrük ofisine (Zoll) uğramanızda fayda var.
  2. Eşyaları Yanınızda Bulundurun: Memur, formda yazdığınız bilezikleri veya kolyeleri o an görmek isteyecektir. Altınlar üzerinizde veya el bagajınızda olsun.
  3. Dönüşte Kaybetmeyin: Bu belge altınların “pasaportu” gibidir. Türkiye’den dönerken Alman gümrüğünde size “Bunları nereden aldınız?” diye sorduklarında, faturaya gerek kalmadan bu mühürlü formu göstermeniz yeterlidir.
  4. Ücretsizdir: Bu işlem için gümrüğe herhangi bir ücret ödemezsiniz.

Pratik İpucu:

Formu bilgisayar üzerinden doldurup çıktısını alabilirsiniz ancak imzayı mutlaka gümrük memurunun önünde veya çıkış anında atın.

Haber: Silayolu.com – Sezai Koç

Kaynak: Silayolu.com

Kaynak verilmeden yayınlanamsı yasaktır

Devamını Oku

Avusturya’da “Yapıştırma Vinyet” Dönemi Kapanıyor! 2026 Ücretleri ve Yeni Kurallar Açıklandı

Avusturya’da “Yapıştırma Vinyet” Dönemi Kapanıyor! 2026 Ücretleri ve Yeni Kurallar Açıklandı
1

BEĞENDİM

Sıla Yolu’nun en kritik geçiş noktalarından biri olan Avusturya’da otoyol kullanım kuralları kökten değişiyor. Avusturya otoyol işletmesi ASFINAG, 2026 yılından itibaren geçerli olacak yeni fiyatları ve büyük bir devrimi duyurdu: Klasik yapıştırma vinyetlere veda ediyoruz!

Bir Devrin Sonu: “Ateş Kırmızısı” Son Olacak

Yıllardır araç camlarına yapıştırdığımız fiziksel vinyetler tarih oluyor. 2026 yılı için belirlenen “Ateş Kırmızısı” (Feuerrot) renkli vinyet, Avusturya’nın çıkaracağı son yapıştırma vinyet olacak. 2027 yılı itibarıyla tüm işlemler tamamen dijital ortamda (e-vinyet) plaka üzerinden yürütülecek.

2026 Vinyet Fiyatlarına Zam Geldi

Tüketici fiyat endeksine göre yapılan ayarlama ile vinyet ücretlerine yüzde 2,9 oranında zam yapıldı. İşte 2026 yılında ödeyeceğiniz yeni tarifeler:

Otomobil ve Karavanlar İçin:

  • 1 Günlük: 9,60 Euro
  • 10 Günlük: 12,80 Euro
  • 2 Aylık: 32,00 Euro
  • 1 Yıllık: 106,80 Euro

Motosikletler İçin:

  • 1 Günlük: 3,80 Euro
  • 10 Günlük: 5,10 Euro
  • 2 Aylık: 12,80 Euro
  • 1 Yıllık: 42,70 Euro

Dijital Vinyet Alırken “18 Gün” Kuralına Dikkat!

Sıla Yolu yolcularının en çok hata yaptığı konulardan biri olan bekleme süresi kuralı devam ediyor.

  • Anında Geçerli Olanlar: 1 günlük ve 10 günlük dijital vinyetler online alındığı an geçerli olur.
  • 18 Gün Bekleme Süresi: 2 aylık veya yıllık dijital vinyet satın alırsanız, tüketici koruma yasaları gereği vinyetiniz ancak 18 gün sonra aktifleşir. Bu yüzden uzun süreli vinyet alacak gurbetçilerimizin yolculuktan en az 3 hafta önce işlemlerini yapması gerekiyor.

Vinyet Nereden Alınır?

Fiziksel vinyetler hala sınır kapılarındaki benzinliklerden, ADAC şubelerinden veya “Trafik” denilen büfelerden alınabilir. Dijital vinyet ise ASFINAG’ın resmi sitesi veya mobil uygulaması üzerinden temin edilebilir.

Önemli Uyarı: Eğer yapıştırma vinyet kullanıyorsanız, vinyetin alt kısmındaki seri numarasının bulunduğu kağıdı (kopon) saklayın. Cam kırılması gibi durumlarda yeni vinyet alabilmek için bu belge ispat niteliğindedir.

Haber: Silayolu.com – Sezai Koç

Devamını Oku

Ege’nin Sesi Ankara’da: Ercan Torunoğulları, Ege Bölgesi’nin TGA Temsilcisi Oldu

Ege’nin Sesi Ankara’da: Ercan Torunoğulları, Ege Bölgesi’nin TGA Temsilcisi Oldu
0

BEĞENDİM

Ege’nin Sesi Ankara’da: Temsilde Devamlılık, Sahada Güven

Turizm temsil ister.
Ama her temsil aynı etkiyi yaratmaz.
Çünkü turizm; rakamlardan, sunumlardan ve masa başı planlardan ibaret değildir. Turizm, sahada yaşanır. Sahayı bilenin sesi de Ankara’da daha gür çıkar.

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) seçimleri tamamlandı. Ege Bölgesi adına kritik öneme sahip bu seçimler, yalnızca bir ismin belirlenmesiyle sınırlı değildi. Bu süreç, Ege turizminin Ankara’daki duruşunu, etkisini ve önümüzdeki döneme dair yol haritasını da şekillendirdi.

Sonuç netti.
Ege Bölgesi’ni TGA’da temsil edecek isim, Muğla’dan Ercan Torunoğulları oldu.

Üç adayın yarıştığı seçimlerde Torunoğulları, Muğla’da oyların yüzde 93’ünü, Ege genelinde ise yaklaşık yüzde 60’ını alarak güçlü bir destekle göreve seçildi. Bu oranlar bir tesadüf değil. Bu, bölgenin verdiği açık bir mesajdır: “Bizi bilen, bizi yaşayan temsil etsin.”

Oy verme süreci Bodrum, Marmaris ve Fethiye’de kurulan sandıklarda gerçekleşti. Özellikle Marmaris’te Sabancı Lisesi bahçesinde ortaya çıkan tablo dikkat çekiciydi. Turizmin farklı paydaşları, meslek örgütleri, oda başkanları, dernek temsilcileri ve sektörün emektar isimleri aynı noktada buluştu. Bu kalabalık aslında bir seçimden çok, Ege turizminin ortak iradesini yansıtıyordu.

Ege Bölgesi kolay bir bölge değildir.
İzmir’den Muğla’ya, Denizli’den Afyonkarahisar’a uzanan sekiz ili kapsayan bu coğrafya; farklı beklentileri, farklı sorunları ve farklı öncelikleri aynı çatı altında barındırır. Böylesine geniş ve çok sesli bir bölgeyi TGA’da temsil etmek, yalnızca ünvanla değil; tecrübe, denge ve sahaya hâkimiyetle mümkündür.

Bu noktada geçmişi yok saymak da haksızlık olur.
Önceki dönemde Ege Bölgesi’ni TGA’da temsil eden Murat Tugay, sakin ama etkili bir temsil anlayışıyla görev yaptı. Uzlaştırıcı tavrı, bölge menfaatlerini önceleyen yaklaşımı ve Ankara’da kurduğu sağlıklı ilişkilerle Ege turizmine değer kattı. Sessizdi ama iz bıraktı. Bu nedenle kendisine teşekkür etmek bir vefa borcudur.

Şimdi bayrak, yine Muğla’dan bir başka turizmciye devredilmiş durumda.

Ercan Torunoğulları, turizmi raporlardan değil; sezonlardan, krizlerden, doluluk hesaplarından ve sahadaki gerçeklerden bilen bir isim. Muğla turizminin dinamiklerine hâkim olması, Ege içindeki dengeleri okuyabilmesi ve farklı illerin beklentilerini ortak bir zeminde buluşturabilecek bir profile sahip olması, onu bu görevde güçlü kılıyor.

Seçim sonuçları da bunu teyit ediyor.
Bu yalnızca bir kazanım değil; bölgenin Torunoğulları’na duyduğu güvenin somut bir ifadesi.

Önümüzdeki dönemde TGA’da Ege adına önemli başlıklar masada olacak: tanıtım bütçeleri, destinasyon çeşitliliği, sürdürülebilir turizm, sezonun 12 aya yayılması ve bölgesel adalet… Ankara’da duyulacak her doğru ve güçlü sesin, sahada mutlaka bir karşılığı vardır.

Ege turizmi açısından asıl kazanım şudur:
İsimler değişse de temsil geleneği bozulmuyor.

Murat Tugay’dan sonra Ercan Torunoğulları ile bu çizginin devam etmesi, Ege Bölgesi için önemli bir avantajdır. Bu bir kişi meselesi değil; bölgenin ortak aklı ve ortak geleceği meselesidir.

Ege’nin sesi Ankara’da ne kadar net ve güçlü olursa, turizmden alacağı pay da o kadar adil olur.
Yeni dönemin; Ege’ye, Muğla’ya ve Türk turizmine hayırlı olmasını diliyorum.

Devamını Oku

AB Mahkemesi’nden Tartışmalı Karar: Evcil Hayvan Uçuşta “Bagaj” Sayılabilir

AB Mahkemesi’nden Tartışmalı Karar: Evcil Hayvan Uçuşta “Bagaj” Sayılabilir
0

BEĞENDİM

“Bugün size garip ama bir o kadar da düşündürücü bir hikayeyi kaleme aldım…

Haber evcil hayvanlarla ilgili. Gelelim şimdi hikayeye.

“Hikâye Arjantin’den İspanya’ya yapılan bir uçuşta başlıyor.
Bir yolcu, köpeğini kafeste teslim ediyor, ama ne yazık ki köpek uçağa taşınırken kaçıyor ve bir daha bulunamıyor.
Düşünsenize, bir anlık dikkatsizlik, bir hayatlık kayıp…
Sahibi hava yoluna dava açıyor, 5 bin Euro manevi tazminat istiyor.
Ama iş orada kalmıyor; dava Avrupa Adalet Divanı’na kadar gidiyor.”

Avrupa Birliği Adalet Divanı, yani AB’nin en yüksek mahkemesi, geçtiğimiz günlerde evcil hayvanlar konusunda ilginc ve bir o kadarda düşündürücü bir karara imza attı.
Bu karara göre uçaklarda taşınan evcil hayvanlar artık ‘bagaj’ olarak sınıflandırılabilir..
Evet, yanlış duymadınız… Bagaj.”

Avrupa Birliği’nin en yüksek yargı organı olan Avrupa Adalet Divanı, uçuşlarda evcil hayvanların “bagaj” olarak sınıflandırılabileceğine karar verdi.
Bu karar, hava yolu şirketlerinin kaybolan ya da zarar gören evcil hayvanlar için sınırlı sorumluluk taşıyacağı anlamına geliyor.

Kararın Gerekçesi
2019 yılında Iberia Hava Yolları ile seyahat eden bir yolcu, köpeğini kafeste teslim etmiş, ancak hayvan uçağa götürülürken kaçmış ve bir daha bulunamamıştı.
Yolcu, yaşadığı manevi kayıp nedeniyle hava yolu şirketine 5 bin Euro tazminat davası açtı.

İspanya’daki yerel mahkeme, olayın Avrupa Birliği mevzuatı açısından değerlendirilmesi için dosyayı Avrupa Adalet Divanı’na gönderdi.
Divan, “Evcil hayvan, hava yolculuğu bağlamında bagaj kapsamına girer.
Bu nedenle zararın tazmini, bagajla ilgili uluslararası kurallar çerçevesinde değerlendirilir.” ifadelerine yer verdi.

Ne Anlama Geliyor?

Bu kararla birlikte, kaybolan veya zarar gören evcil hayvanlar için hava yolu şirketlerinin ödeyeceği tazminat artık
bagaj kaybı limitleriyle sınırlı olacak.
Yani yolcu, duygusal ya da manevi zarar için yüksek tazminat talep edemeyecek.

Uzmanlara göre bu karar, hem yolcular hem de hava yolu firmaları açısından tartışmalı.
Çünkü evcil hayvanlar “bagaj” değil, birçok kişi için “aile üyesi” olarak görülüyor.

Sıla Yolu Yolcuları İçin Ne İfade Ediyor?

Her yıl binlerce gurbetçi, yaz tatili ya da dönüş yolculuklarında evcil dostlarını da yanına alıyor.
Avrupa Adalet Divanı’nın bu kararı, özellikle havayoluyla seyahat eden gurbetçiler için önemli bir uyarı niteliğinde.
Artık evcil hayvanla seyahat ederken:

  • Kafes, taşıma koşulları ve sigorta detayları mutlaka kontrol edilmeli,
  • Hayvan taşıma sigortası varsa kapsamı dikkatle incelenmeli,
  • Mümkünse bagaj bölümü yerine kabinde taşıma tercih edilmeli.

Bu arada sevgili Oktan kardeşim aklıma geldi haberi yayınlamadan kendisine bu haberi gönderdim çünkü biliyorum onunda ufak mini maleteser cinsi bir köpeği var ve seyahatlere zaman zaman köpeğinide yanında götürüyor. Haber konusunda fikrini sorduğumda ; Oktan kardeşim şunları söyledi.

Abi, hayvanlar insan dan daha çok insana sadık bir dost dedi ve şunu ekledi ”Dünyanın En Vahşi Hayvanı“ insanlar dedi.

Oktan Erdikmen; Çok sevdiğim ve çok değer verdiğim bir gönül dostum.

Youtube kanalında Avrupa’dan haberler paylaşan ve 400 bin abonesi bulunan gazeteci Oktan Erdikmen, haberlerinde anlattığı hikayeleri “Dünyanın En Vahşi Hayvanı” adlı kitapta topladı. Kitapta kendi üslubuyla anlattığı hikayeler yer alırken, kapağındaki ayna da dikkat çekti.

Erdikmen, insanların en vahşi canlılar olduğunu yazdığı kitabının kapağında yer alan ayna, Frankfurt Hayvanat Bahçesi’nde gördüğü bir aynadan ilham aldığını söyledi. Aynada “Dünyanın en vahşi hayvanı” yazıyordu ve görünce şaşırmıştım dedi. Oktan Erdikmen ‘nin “Dünyanın en vahşi hayvanı” Kitabını herkese tavsiye ederim. Kitabı bu linkten de sipariş verebilirsiniz https://morgenmarkt.de/dunyanin-en-vahsi-hayvani-oktan-erdikmen-p-9786254183867

Ve hikaye burda bitiyor başta da dediğim gibi bana garip ama bir o kadar da düşündürücü geldiği için ve herkesin kıssadan hisse alabileceği bir hikaye olduğu için bu hikayeyi kaleme almak istedim.

Son Söz:

“Artık AB’de evcil hayvanlar, hukuken bagaj olarak değerlendiriliyor.
Ama unutmayalım; onlar bizim için birer eşyadan çok daha fazlası.”

Haber: Silayolu.com – Avrupalı Türkler’in En Güvenilir Haber Portalı – Sezai Koç

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.