DOLAR 48,47150,03%
EURO 56,43170,12%
ALTIN 6.855,871,01
BITCOIN 38206280.68537%
SılaYolu Haber Merkezi

SılaYolu Haber Merkezi

08 Eylül 2026 Salı

BU SEÇİM SONUÇLARIYLA BİRLİKTE ALMANYA’DA CEHENNEMİN KAPILARI ARALANDI

BU SEÇİM SONUÇLARIYLA BİRLİKTE ALMANYA’DA CEHENNEMİN KAPILARI ARALANDI
0

BEĞENDİM

Macit Karaahmetoğlu, SPD Federal Meclis Milletvekili Berlin

SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Saksonya-Anhalt (Sachsen-Anhalt) eyalet seçimlerinde AfD’nin açık ara birinci parti olmasını “Almanya demokrasisi açısından görmezden gelinemeyecek bir tehdit” olarak değerlendirdi. AfD’nin bir Doğu eyaletinde aldığı oy oranının Almanya geneli için bir uyarı olduğunu belirten Karaahmetoğlu, AfD’nin yükselişine dair ancak doğru analiz edildikten sonra, doğru yanıtlar bulunabileceğini kaydederek; “Koca bir ülke yaklaşık bir yıldır Sachsen-Anhalt seçimlerine kilitlendi ve artık bugün tüm demokratları endişelendiren sonuçla karşı karşıyayız. AfD’nin bu kadar oy almasının elbette birçok sebebi var. Ancak özellikle Doğu eyaletlerindeki seçmenleri AfD’ye iten temel sebep göçmen ve Müslüman karşıtlığıdır. Öncelikle bunun altını çizmek gerekir. Bu seçim sonucuyla beraber Almanya’da cehennemin kapıları aralandı diyebiliriz.” şeklinde değerlendirmede bulundu.

AfD’nin “ırkçı ve aşırı sağcı bir parti” olduğu yönündeki söylemlerin apolitik seçmen gözünde bir anlam ifade etmediğinin ve seçmenlerin AfD’ye oy vermelerinin engellenmediğinin görüldüğüne dikkat çeken Karaahmetoğlu, asıl sürecin bundan sonra başladığını belirterek:

“Bu sonucu küçümsemek, geçici bir protesto dalgası olarak görmek ya da yalnızca Sachsen-Anhalt’a özgü kabul etmek büyük bir hata olur. AfD beş yıl önce yüzde 20,8 olan oyunu yüzde 43,8’e çıkardı. Üstelik bunu seçimlere katılımın yüzde 77,8’e yükseldiği bir ortamda başardı. Karşımızda artık yalnızca hoşnutsuz seçmenin tepkisini toplayan bir parti değil, toplumun önemli bir bölümünde kök salmayı başaran aşırı sağcı bir siyasi hareket var.”

Karaahmetoğlu, seçim sonucunun demokratik partilerin sorumluluğunu da ortadan kaldırmadığını vurguladı:

“Bütün sorumluluğu seçmene yükleyip kendimizi rahatlatamayız. İnsanların neden demokratik partilerden uzaklaştığını anlamak bizim görevimizdir. Hayat pahalılığına, konut sorununa, ücretlere, emekliliğe, güvenliğe ve düzensiz göçe ilişkin kaygılara sloganlarla değil, çalışan çözümlerle cevap vermek zorundayız. İnsanlar devletin sorunları gördüğünü ve çözebildiğini yeniden hissetmelidir.

SPD açısından da bu sonuçtan çıkarılacak dersler var. Sachsen-Anhalt’ta yüzde 9,3 oy almak bizim için övünülecek bir sonuç değildir. Oy oranımızı 2021’e kıyasla bir miktar artırmış olmamız, aşırı sağın yüzde 40’ın üzerine çıktığı bir gecede bizi rahatlatamaz. Sosyal demokrasinin görevi tam da insanların gelecek korkusunun büyüdüğü dönemlerde güven, sosyal adalet ve aidiyet duygusu yaratmaktır. Bunu yeniden daha güçlü biçimde başarmak zorundayız.

Ancak bunun yolu AfD’nin dilini taklit etmek değildir. Aşırı sağın güçlenmesine karşı mücadele etmek istiyorsak, onun gündemini kopyalamak yerine insanların gerçek sorunlarını çözmeliyiz. Göç politikasında düzen ve kontrolü savunmakla insanları kökenlerine göre ayırmak arasında çok net bir sınır vardır. SPD bu sınırın doğru tarafında durmaya devam edecektir.”

Karaahmetoğlu, AfD Sachsen-Anhalt teşkilatının eyalet Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından “kesinleşmiş aşırı sağcı oluşum” olarak sınıflandırıldığını hatırlatarak, seçim sonucunun bu gerçek göz ardı edilerek tartışılamayacağını belirtti:

“Burada özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var. AfD’nin neyi savunduğunu artık bilmiyorduk diyemeyiz. Bu partinin göçmenlere, Müslümanlara ve göç geçmişi olan Alman vatandaşlarına yönelik kullandığı dil yıllardır ortada. Sachsen-Anhalt Anayasayı Koruma Teşkilatı da bu eyalet teşkilatının etnik kökene dayalı bir halk anlayışını benimsediğini, göçmenleri dışlayan ve insan onuruyla bağdaşmayan bir siyasi çizgi izlediğini açıkça ortaya koyuyor.

Bu nedenle göçmen kökenli insanların, özellikle de Almanya’da yaşayan Türkiye kökenlilerin bir bölümünün AfD’ye destek vermesini anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Ekonomiden, göç politikasından, hükümetten veya biz sosyal demokratlardan memnun olmayabilirsiniz. Bizi eleştirebilirsiniz, hatta cezalandırabilirsiniz. Bu demokrasinin en doğal hakkıdır. Ama tepkinizi, sizi ve çocuklarınızı bu toplumun eşit bir parçası olarak görmek istemeyen bir siyasi harekete destek vererek göstermek bambaşka bir şeydir.

Alman vatandaşı olmak, burada doğmuş olmak, iyi Almanca konuşmak, başarılı bir işletme kurmak ya da yıllardır vergi ödemek; etnik kökene dayalı bir toplum anlayışının hedefinden sizi otomatik olarak çıkarmıyor. Bugün başkasına yöneldiğini düşündüğünüz dışlayıcı siyasetin yarın size dönmeyeceğinin hiçbir güvencesi yok. Tam da bu nedenle, özellikle göçmen kökenli AfD seçmenlerinin bu tehlikeyi çok daha ciddiye almaları gerektiğini düşünüyorum.”

Ben özellikle Almanya’daki Türkiye kökenli topluma şunu söylemek istiyorum: Bu tartışmanın seyircisi değiliz. Bu ülke bizim ülkemiz, bu demokrasi bizim de demokrasimiz. AfD’nin bugün başkalarını hedef aldığını düşünüp kendimizi güvende zannetmemeliyiz. İnsanları kökenlerine göre ayıran siyasi anlayış güçlendiğinde, kaybeden yalnızca göçmenler değil, Almanya’nın demokrasisi olur.

Macit Karaahmetoğlu, MdB
Vorsitzender des Ausschusses für Wahlprüfung, Immunität und Geschäftsordnung
Deutscher Bundestag
Platz der Republik 1
11011 Berlin
Tel: +49 30 227 – 73353

Devamını Oku

KÖLN/BONN HAVALİMANI’NDA YAZ SEZONUNDA REKOR YOĞUNLUK: ZİRVEDE YİNE TÜRKİYE VAR

KÖLN/BONN HAVALİMANI’NDA YAZ SEZONUNDA REKOR YOĞUNLUK: ZİRVEDE YİNE TÜRKİYE VAR
0

BEĞENDİM

Köln/Bonn Havalimanı, 2026 yaz tatili dönemini rekor düzeyde bir yolcu trafiğiyle geride bıraktı. Tatil boyunca 1,8 milyondan fazla yolcuya hizmet veren havalimanında, gurbetçilerin ve tatilcilerin ilk tercihi yine Türkiye ve İspanya oldu.

SİLAYOLU.COM / KÖLN/BONN

Almanya’da yaz tatili döneminin sona ermesiyle birlikte Köln/Bonn Havalimanı sezonun bilançosunu açıkladı. Açıklanan verilere göre, tatil süresince havalimanını 1,8 milyondan fazla yolcu kullandı. Geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 5’lik bir artışın kaydedildiği sezonda, yolcu yoğunluğunun zirve yaptığı gün ise 30 Ağustos Pazar oldu. Bu tarihte tek bir günde yaklaşık 43 bin 400 yolcu seyahat etti.

En Çok Tercih Edilen Ülke Türkiye Oldu

Yaz dönemi boyunca 26 farklı havayolu şirketiyle 38 ülkedeki 115 uluslararası noktaya direkt uçuş sağlanan Köln/Bonn Havalimanı’nda gurbetçilerin ve tatilcilerin rotası değişmedi.

En çok uçuş gerçekleştirilen ülkeler sıralamasında Türkiye ve İspanya ilk sırayı paylaşırken, bu ülkeleri Yunanistan ve İtalya takip etti. Tatil beldeleri arasında Antalya ve Palma de Mallorca en popüler destinasyonlar olarak öne çıkarken, kültür ve şehir gezilerinde ise İstanbul, Londra ve Barselona listenin başında yer aldı. Havalimanı yönetimi, uçuş ağına bu yıl 12 yeni rotanın eklendiğini bildirdi.

Yeni Güvenlik Teknolojisi Bekleme Sürelerini Azalttı

Sezon öncesinde Terminal 1’de hizmete giren yeni nesil CT (Bilgisayarlı Tomografi) güvenlik tarayıcıları, yaz yoğunluğuna rağmen yolcuların hızlı ve konforlu bir şekilde uçuşlarına ulaşmasını sağladı.

Yeni sistem sayesinde:

  • Elektronik Cihazlar Bagajda Kalıyor: Yolcular artık laptop, tablet gibi cihazları bagajlarından çıkarmadan kontrolden geçebiliyor.
  • Sıvı Kısıtlaması Esnetildi: İki litreye kadar olan sıvılar el bagajında taşınabiliyor.
  • Kids’ Lane Kolaylığı: Çocuklu aileler için özel olarak oluşturulan “Kids’ Lane” kulvarı, ailelerin güvenlik sürecini oldukça kolaylaştırdı.

Sonbahar Tatilinde Yeni Yoğunluk Bekleniyor

Havalimanı yönetimi, yolcu trafiğinin sonbahar aylarında da yüksek seyrini sürdüreceğini öngörüyor. Eylül ve ekim aylarının her birinde yaklaşık 1 milyon yolcunun ağırlanması beklenirken, ekim ortasında başlayacak olan iki haftalık sonbahar tatilinde çocuklu ailelerin seyahatleriyle birlikte terminalde yeniden hareketli günlerin yaşanması tahmin ediliyor.

Haber: Silayolu.com – Haber Merkezi

Görsel: Yapay Zeka Temsildir

Devamını Oku

Avusturya’da yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla okullarda başörtüsü yasağı resmen yürürlüğe girdi.

Avusturya’da yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla okullarda başörtüsü yasağı resmen yürürlüğe girdi.
0

BEĞENDİM

VIYANA — Avusturya’da yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte okullarda tartışma yaratan başörtüsü yasağı resmen yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme kapsamında, 14 yaşından küçük kız öğrencilerin okullarda başörtüsü takması yasaklandı.

Söz konusu yasak hem devlet okullarını hem de özel okulları kapsıyor. Yasağa uymayan aileleri ise ciddi para cezaları bekliyor.

Uymayan Ailelere 800 Euroya Kadar Para Cezası

Yeni düzenlemeyle birlikte okullarda uygulanacak prosedür de netleşti. Okula başörtüsüyle gelen 14 yaş altı öğrenciler için ilk aşamada doğrudan para cezası kesilmeyecek.

  1. Bilgilendirme ve Görüşme: Okul yönetimi öncelikle öğrenci ve ailesiyle bir görüşme gerçekleştirerek yeni kural hakkında bilgilendirme yapacak.
  2. Yaptırım Süreci: Yasağa rağmen öğrencinin okula başörtüsüyle gelmeye devam etmesi durumunda süreç resmi makamlara taşınacak ve velilere 800 euroya kadar para cezası verilebilecek.

Hükümet yetkilileri, süreçte yalnızca ceza yaptırımına değil, öncelikli olarak ailelerle diyalog kurulmasına önem verileceğini ifade ediyor.

Müslüman Kuruluşlar Tepkili: Yargı Yolu Gündemde

Düzenleme, ülkedeki Müslüman toplumun sert tepkisine neden oldu. Avusturya İslam Cemaati (IGGÖ), yasağın temel haklar, eşitlik ilkesi ve din özgürlüğü açısından ciddi sorunlar barındırdığını vurgulayarak konuyu yeniden yargıya taşımayı değerlendirdiklerini açıkladı.

Hükümet ise yasağın arkasında durarak, küçük yaştaki kız çocuklarının aile veya çevre baskısından korunmasını ve özgür gelişimlerinin desteklenmesini amaçladıklarını savunuyor.

Geçmişteki Yasak Mahkemeden Dönmüştü

Avusturya’da ilkokulları kapsayan benzer bir başörtüsü yasağı, 2020 yılında Avusturya Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Yüksek mahkeme, yasağın belirli bir dini grubu hedef aldığı ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal kararı vermişti.

Yeni yasağın kapsamı farklılık gösterse de IGGÖ’nün olası hukuki adımları nedeniyle düzenlemenin önümüzdeki dönemde tekrar Anayasa Mahkemesi’nin gündemine gelmesi bekleniyor. Sılayolu sakinleri ve Avrupa’daki Türk toplumu, okullardaki uygulamanın ve hukuki sürecin nasıl seyredeceğini yakından takip ediyor.

Haber: Silayolu.com – Haber Merkezi

Görsel: Yapay Zeka Temsildir

Devamını Oku

ARAÇ İÇİNDE RADAR UYGULAMASI KULLANMANIN CEZASI YÜKSEK..

ARAÇ İÇİNDE RADAR UYGULAMASI KULLANMANIN CEZASI YÜKSEK..
0

BEĞENDİM

Sadece Sürücüye Değil, Araçtaki Yolcuya da Radar Uygulaması Cezası Var!

Almanya’da sürüş esnasında radar uyarı uygulamaları (Blitzer-App) ve navigasyonlardaki hız kamerası bildirimlerini kullanmanın ağır yaptırımları bulunuyor. Üstelik yasalara göre yanınızdaki yolcunun dahi telefonundan radarları takip edip sizi uyarması yasak.

Almanya yolunda seyreden sürücülerin sıklıkla başvurduğu cep telefonu radar uygulamaları ve navigasyon cihazlarındaki uyarı özellikleri, Alman trafik kanunlarına göre ciddi bir ihlal sayılıyor. Alman Otomobil Kulübü (ADAC) ve yüksek mahkeme kararları, yasağın kapsamının sanılandan çok daha geniş olduğunu gösteriyor.

Yolcu Uyarsa Bile Sürücüye Ceza Yağıyor

Radar yasağı sadece sürücünün kendi telefonunu kapsamıyor. Karlsruhe Yüksek Eyalet Mahkemesi tarafından alınan emsal karara göre; araçta bulunan bir başka yolcunun telefonunda açık olan radar uygulamasından sürücünün faydalandığının tespit edilmesi halinde de ceza doğrudan sürücüye kesiliyor. Polisin yaptığı kontrollerde yan koltuktaki yolcunun radar uygulamasını aktif olarak kullandığının belirlenmesi, cezai işlem için yeterli sebep kabul ediliyor.

Cezası Nedir? (Flensburg’a Ceza Puanı)

  • Para Cezası: Sürüş sırasında radar uyarı uygulaması veya navigasyondaki radar bildirim özelliğini açık bulunduran sürücülere 75 Euro para cezası uygulanıyor.
  • Ceza Puanı: İhlal durumunda sürücünün Flensburg’daki sürücü sicil kaydına 1 ceza puanı işleniyor.
  • Google Maps ve Navigasyonlar: Yasak sadece “Blitzer” uygulamalarını değil, Google Maps gibi harita servislerindeki aktif radar uyarı sistemlerini de kapsıyor.

Radyo Anonsu Serbest, Selektör Yapmak Yasak!

Trafikte sürücülerin birbirini uyarması konusunda ise ince sınırlar bulunuyor:

  • Selektör Yapmak Yasak: Karşıdan gelen araca selektör yaparak ileride radar olduğunu haber vermek kesinlikle yasak.
  • El İstatikleri ve Tabelalar: Trafiği tehlikeye düşürmeyecek ve akışı aksatmayacak şekilde el hareketiyle veya yazılı tabelayla uyarıda bulunmak genel olarak yasak kapsamında değil.
  • Radyo Yayınları Serbest: Radyo kanallarından yapılan genel radar yerleri duyuruları yasal kabul ediliyor. ADAC, radyo yayınlarının sürücünün anlık konumuna göre kişiselleştirilmiş otomatik bildirim sunmaması nedeniyle yasak dışı tutulduğunu belirtiyor.

Polis Cihazınıza El Koyabilir mi?

Alman polisinin denetimlerde izlediği prosedür cihazın türüne göre değişiyor:

  • Özel Radar Tespit Cihazları: Sadece radar algılama amacıyla üretilmiş bağımsız cihazlara polis tarafından el konulabiliyor ve bu cihazlar imha edilebiliyor.
  • Akıllı Telefon ve Navigasyonlar: Cep telefonları ve navigasyon sistemlerinin asıl üretim amacı radar tespiti olmadığı için, bu cihazlara el konulması genel olarak uygulanmıyor; ancak tespit halinde idari para ve puan cezası kesiliyor.

Unutmayın: Alman yetkililer, hız kontrollerinin ve bu yasakların amacının sürücülerin sadece radar noktalarında değil, güzergah boyunca yasal hız limitlerine uymalarını sağlamak ve trafik güvenliğini artırmak olduğunu vurguluyor.

Haber: Silayolu.com – Haber Merkezi

Resim: Yapay Zeka

Devamını Oku

VİZE DUVARI ! ALMANYA TÜRKLERDEN NEDEN ŞÜPHELENİYOR ?

VİZE DUVARI ! ALMANYA TÜRKLERDEN NEDEN ŞÜPHELENİYOR ?
0

BEĞENDİM

Almanya Türklerden Neden Şüpheleniyor?

Almanya’ya gitmek isteyen Türk vatandaşlarının önünde görünmeyen ama aşılması oldukça zor bir duvar var:

Vize duvarı!

Belgeler hazırlanıyor, banka hesapları gösteriliyor, davetiyeler alınıyor, otel rezervasyonları yapılıyor… Sonra bekleyiş başlıyor.

Ve bazen bütün bunlara rağmen cevap:

“Vizeniz reddedilmiştir.”

İşte tam burada vatandaşın kafasında tek bir soru beliriyor:

“Neden?”

Acaba gerçekten yeterli belge sunmadık mı?

Yoksa Almanya, Türkiye’den gelenlere karşı artık daha mı kuşkucu?

“Geri dönecek misin?”

Schengen vizesinin en kritik noktalarından biri aslında burada yatıyor.

Alman makamları yalnızca kişinin Almanya’ya neden gitmek istediğine bakmıyor. Aynı zamanda seyahat sonunda Türkiye’ye geri dönüp dönmeyeceğini de değerlendiriyor.

Düzenli iş, gelir, aile bağları, mal varlığı, geçmiş seyahatler ve ekonomik durum bu nedenle önem kazanıyor.

Dönmeyenler yok değil var !

“Şu notumu da araya sıkıştırayım.

Suriye”den Türkiye”ye gelerek Türk Pasaport sahibi olanlar, kaçak giriş yapmak istediklerinde ellerindeki Türk Pasaportları orman içlerinde bulundu. Bu durum Alman haberlerinde ortaya çıktı.”

Fakat burada bir paradoks ortaya çıkıyor:

Türkiye’den Almanya’ya turist olarak gitmek isteyen bir insan, neden önce Almanya’ya yerleşmeyeceğini ispatlamak zorunda hissediyor?

İşte vatandaşın rahatsızlığı da tam olarak burada başlıyor.

Tarihsel düşmanlık mı?

Bazıları meseleyi tarihe bağlıyor.

“Almanya’nın Türklere karşı geçmişten gelen bir düşmanlığı var” deniliyor.

Fakat tarih bunu bu kadar basit anlatmıyor.

Osmanlı ile Almanya arasında geçmişte savaşlardan çok askerî, ekonomik ve diplomatik işbirliği dönemleri de yaşandı. Birinci Dünya Savaşı’nda iki ülke aynı ittifak içinde savaştı.

Dolayısıyla bugünkü vize uygulamasını geçmişteki savaşlara bağlamak için sağlam bir tarihsel dayanak bulunmuyor.

Asıl mesele bugün yaşanan güven problemidir. Yukarıda bahsettim, Türk pasaportlu Suriye vatandaşlarının yaptıklarını.

Almanya neden endişeli?

Almanya açısından düzensiz göç, vize süresini aşma ve sığınma başvuruları gibi konular önemli güvenlik ve göç politikası meseleleri.

Bu nedenle Türkiye’den yapılan bazı başvurular daha sıkı bir incelemeye tabi tutulabiliyor. Güven kaybı olduğunu açık söylemeseler bile fark ettiler.

Fakat burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir ayrıntı var:

Bir Türk vatandaşının vizesinin reddedilmesi, onun Türk olduğu için reddedildiğini göstermez.

Bunu söylemek için somut kanıt gerekir. Dedim ya, somut ortaya koyamadıkları için seslerini çıkarmazlar.

Ama aynı zamanda vatandaşların yaşadığı sorunları “sistemde hiçbir problem yok” diyerek geçiştirmek de doğru değildir.

Asıl soru burada!

Almanya ile Türkiye arasında milyonlarca insanı ilgilendiren aile bağları var.

Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli insanlar Türkiye’ye gidip geliyor.

Türkiye’de yaşayan anne-babalar çocuklarını, torunlarını görmek istiyor.

İş insanları iki ülke arasında ticaret yapıyor.

Öğrenciler eğitim için gidiyor.

Turistler seyahat ediyor.

Peki bütün bu insanların önüne neden giderek daha yüksek bir güven duvarı çıkıyor?

Almanya’nın kaygıları anlaşılabilir.

Ama Türkiye’den başvuran vatandaşın kaygısı da anlaşılmalı.

Çünkü vize sadece bir kâğıt parçası değildir.

Bazen bir annenin oğluna, bir dedenin torununa, bir kardeşin kardeşine ulaşmasının önündeki engeldir.

Almanya’ya da Türkiye’ye de düşen görev

Almanya, güvenlik ve göç politikalarını elbette uygulayacaktır.

Türkiye ise vatandaşlarının haklı vize sorunlarını Avrupa ülkeleriyle daha güçlü biçimde gündeme getirmelidir.

Vatandaşın da yapması gereken, başvurusunu gerçek ve belgelenebilir bilgilerle yapmak, eksik veya çelişkili belgeler sunmamaktır.

Çünkü çözüm “Almanya Türkleri sevmiyor” demek değildir.

Çözüm, sistemin nerede aksadığını ortaya koymaktır.

Ve son soru…

Belki de yıllardır yanlış soruyu soruyoruz.

Soru:

“Almanya Türklere düşman mı?”

değil.

Asıl soru şu:

“Almanya, Türkiye’den gelen vatandaşlara neden bu kadar az güveniyor?”

İşte bu sorunun cevabı bulunursa, vize meselesinin gerçek yüzü de ortaya çıkacaktır.

Çünkü bugün Türkiye ile Almanya arasındaki en büyük sorunlardan biri artık sınır kapıları değil;

insanların birbirine duyduğu güvenin kapısında duran vize duvarıdır.

AB ülkeleri arasında Türklere en çok vize reddi verilen ülke yüzde 21,21ile Almanya başı çekiyor.

Danimarka: %yüzde 19,9

Macaristan: yüzde 18,14

ve

Fransa: yüzde 15.23

7 Eylül 2026 Pazartesi

Haber: Silayolu.com – Makale: Cevdet ALBAY

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.