DOLAR 44,0754 0.17%
EURO 51,2133 0.04%
ALTIN 7.301,061,68
BITCOIN 3006093-4.0965%
ETARENTACAR
ETA KAMPANYA
ETA Türkiyeyolyardimi
Bir Yılan Hikayesi ! Ahmet Külahçı Yazdı
127 okunma

Bir Yılan Hikayesi ! Ahmet Külahçı Yazdı

6 Mart 2026 17:27
Bir Yılan Hikayesi ! Ahmet Külahçı Yazdı
0

BEĞENDİM

Kısa bir süre önce “Yurt Dışı Seçim Bölgesi” oluşturularak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yurt dışında yaşayan Türklerin de temsil edilmesini içeren bir yazım yayımlanmıştı. “Tam bir yılan hikayesi” başlıklı bu yazımda, bu konunun 1995 yılından beri gündemde olduğuna ve 2008 yılından beri de “oyalandığına” dikkat çekmiştim.

Bu yazım yayımlandıktan kısa bir süre sosyal medyada şöyle bir paylaşım okudum: “Kayınpederim altmışlı yıllarda misafir işçi olarak Almanya’ya geldi. Çok sayıda seçim yaşadı, pek çok toplumsal değişime tanık oldu; fakat hiçbir zaman oturduğu mahallede kendi temsilcisini seçme hakkına sahip olamadı…

Öte yandan, çelişkili bir biçimde, Avrupa Birliği üyesi ülkelerden gelenlere doksanların başında yerel seçim hakkı tanındı. Bu durum, topluluklar arasında açıkça bir ayrımcılığa yol açtı ve Anayasa’daki eşitlik ilkesinin zedelenmesine sebep oldu. Sonuç olarak, kayınpederim gibi milyonlarca insan Alman toplumu içinde yaşamasına rağmen, siyasi haklardan mahrum bırakıldı; Alman halkından sayılmadı…

Kayınpederim, yetmişlerin başından beri aynı apartmanda oturduğu İtalyan ve Polonyalı komşularıyla birlikte benzer bir göçmen deneyimi yaşadı. Ancak İtalyan komşusu doksanlardan, Polonyalı komşusu ise milenyumdan beri oy kullanabiliyor ve seçilebiliyor. Belki onun için  beş-altı yıl beklemek anlaşılabilirdi, fakat altmış yıl aynı şehirde yaşayıp hâlâ oy hakkı olmaması, demokrasi adına büyük bir eksiklik değil midir? Bu durum özgürlükçü demokrasi anlayışıyla ve ilkeleriyle nasıl bağdaştırılabilir? İnsan onurunu maddi ve manevi açıdan her şeyin üstünde tutan bir demokrasi, halklar arasında ayrımcılık yapabilir mi?”  Bu paylaşım, 2011-2015 yıllarında başkent Berlin’de, 2025-2024 yıllarında da Köln’de Yunus Emre Enstitüsü (YEE) Müdürü olarak görev yapan siyaset bilimci Dr. Yılmaz Bulut’a aitti. Evet…  Bu da “tam bir yılan hikayesidir”.

whatsapp haber hattı 400x50

Resmi verilere göre 83.5 milyon nüfuslu Almanya’da 25.2 milyonun üzerinde göçmen kökenli insan yaşamaktadır.  Bunlardan 13 milyonundan fazlası Alman vatandaşı, diğerleri de “yabancı” statüsündedir. Bu ülkede yarıdan fazlası Alman vatandaşı olan 3.5 milyona yakın Türkiye kökenli insan yaşamaktadır. Yıllardır burada yaşayan, bu ülkenin bugünkü refah düzeyine ulaşmasında değerli katkılarda bulunan Türk vatandaşları, Almanya’da yerel düzeyde bile seçimlere katılma hakkına hala sahip değildir.  Almanya’da yabancılara yerel seçim hakkı verilmesi 1970’li yılların ortalarından beri gündemdedir.

İlk kez Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) ağırlıklı olduğu Schleswig Holstein Eyalet Parlamentosu, 14 Şubat 1989’da eyalette en az 5 yıldır yasal olarak yaşayan tüm yabancılara yerel seçimlere katılma hakkı verilmesini karara bağladı.

20 Şubat 1989’da da SPD ve Hür Demokrat Parti’nin (FDP) desteğiyle Hamburg Eyalet Parlamentosu en az 8 yıldır yasal olarak yaşayan tüm yabancılara yerel seçime katılma hakkı verilmesini kararlaştırdı. Tabii Hıristiyan Demokrat/Hıristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) buna itiraz etti. Ve Federal Anayasa Mahkemesi, 31 Ekim 1990’da iki eyaletin kararını da Alman Anayasa’nın 20. maddesindeki “halk” kavramıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle devre dışı bıraktı. Ama aradan çok geçmedi ve 7 Şubat 1992 tarihinde Avrupa Konseyi tarafından imzalanan Maastricht Sözleşmesi ile AB vatandaşlarına 3 aydan fazla yaşadıkları başka bir AB ülkesinde yerel seçimlere katılma hakkı verildi.

O zamanlar, “Daha 15 ay önce Alman Anayasası’ndaki ‘halk’ kavramıyla bağdaşmadığı kararı veren Federal Anayasa Mahkemesi yargıçları, birden suspus oluverdi. Hiçbirinin de doğru dürüst sesi çıkmadı. Yani bir anda hem Alman yargıçların hem de Alman politikacıların ‘halk’ anlayışı değişiverdi” diye yazmıştım.  Evet… Almanya’da yaşayan 5 milyondan fazla AB vatandaşı ile AB üyesi olmayan Norveç ve İsviçre vatandaşları da seçme ve seçilme hakkına sahip oldukları halde, aralarında Türk vatandaşlarının da bulunduğu “üçüncü ülkelerden gelen” milyonlarca insan bu haktan yoksundur.  Bu insanlara demokratik katılım hakkı verilmemektedir.

Bu apaçık ayrımcılıktır.  Bu aynı zamanda Alman Anayasası ihlalidir. Çünkü Alman Anayasası’nın 3’üncü maddesinde Almanya Federal Cumhuriyeti’nin 23 Mayıs 1949 tarihinde resmen kuruluşundan bu yana “Bütün insanlar yasa önünde eşittir. Erkek ve kadınlar eşittir. Cinsiyeti, soyu, ırkı, dili, yurdu, kökeni, dini, inancı ve siyasi görüşleri dolayısıyla kimse mağdur edilemez ve hiç kimseye imtiyaz tanınamaz” yazılıdır.

AB üyesi 27 ülkenin 14’ünde milliyet ayırımı yapılmadan tüm yabancılara yerel seçimlere katılma hakkı verilmektedir. İsveç’te yaşayan tüm yabancılar 1975 yılından beri bu hakka sahiptir. Danimarka 1981, Hollanda 1985 ve Finlandiya 1991 yılında tüm yabancılara bu hakkı vermiştir. Belçika, Estonya, İrlanda, İspanya, Litvanya, Macaristan, Portekiz, Slovakya, Slovenya da öyle. Almanya ise bu hakkın verilmemesinde hala direnmektedir. Bu “siyasi ayrımcılık”, özgürlükçü demokratik hukuk devleti olan Almanya Federal Cumhuriyeti’ne hiç yakışmamaktadır. Bu, Almanya’nın ayıbıdır… Bu, Almanların ayıbıdır… Bu ayıp giderilmelidir… Hem de zaman kaybetmeden…

Ahmet KÜLAHÇI

Foto: Adope Express

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.