Sıla Yolu’nda yıllardır aynı hikâyeleri dinliyoruz. Sınır kapılarında uzun beklemeler, sistemde görünmeyen kayıtlar, yanlış eşleşmeler, cezalar, araç işlemleri… Son yaşanan olay ise bana bir kez daha şu soruyu sordurdu: Sistem hata yaptığında bunun bedelini neden vatandaş, özellikle de gurbetçi ödemek zorunda kalıyor?
21 Ağustos sabahı Kapıkule’de yaşandığı aktarılan olay aslında üzerinde ciddi şekilde düşünmemiz gereken bir örnek.
Avrupa’ya dönmek üzere Türkiye’den çıkış yapmak isteyen bir gurbetçimizin karşısına cezalar çıkıyor.
Buraya kadar insan, “Demek ki geçmişten kalan bir cezası var” diye düşünebilir.
Ama mesele öyle değil.
İddiaya göre cezalar gurbetçimizin kullandığı araca bile ait değil.
Yabancı plakalı bir TIR’a ait olduğu belirtilen ve dört yıllık bir döneme yayılan cezalar, gurbetçimizin karşısına çıkarılıyor.
Vatandaş doğal olarak itiraz ediyor:
“Bu TIR benim değil, bu cezalar da bana ait değil.”
Ancak karşısına çıkan cevap çok tanıdık:
“Sistemde görünüyor.”
İşte benim üzerinde durmak istediğim nokta tam olarak burası.
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var.
Gümrüklerimizin, emniyetimizin, vergi ve ceza sistemlerimizin dijitalleşmesi elbette önemli.
Ancak hiçbir sistem kusursuz değildir.
Yanlış plaka eşleşebilir.
Bir rakam veya harf hatalı kaydedilebilir.
Eski bir kayıt yeni araçla eşleşebilir.
Farklı veri tabanları arasında teknik sorun yaşanabilir.
Bunların hepsi mümkün.
Ama mümkün olmaması gereken bir şey var:
Sistemin yaptığı veya yapmış olabileceği bir hatanın bedelinin vatandaşa ödetilmesi.
Vatandaş elindeki belgelerle aracın kendisine ait olduğunu, karşısına çıkan cezanın ise başka bir araca ait olduğunu ortaya koyabiliyorsa, devletin sistemi bu yanlışı düzeltebilecek kadar hızlı çalışabilmeli.
“Sistemde görünüyor, yapacak bir şey yok” anlayışı çözüm değildir.
Bir de olaya gurbetçinin tarafından bakalım.
Almanya’dan, Hollanda’dan, Belçika’dan, Fransa’dan veya Avrupa’nın başka bir ülkesinden yola çıkmışsınız.
Binlerce kilometre yol yapmışsınız.
Tatili tamamlamış, yeniden Avrupa’daki evinize ve işinize dönüyorsunuz.
Arabanız bavullarla dolu.
Çocuklar arka koltukta.
Önünüzde belki daha 2 bin kilometrelik yol var.
Sınır kapısına geliyorsunuz ve bir anda karşınıza size ait olmadığını söylediğiniz bir ceza çıkıyor.
Sonra size:
“Bunu çözmeden çıkamazsınız.”
deniliyor.
Peki vatandaş ne yapacak?
Hangi kuruma gidecek?
Kime ulaşacak?
Gece saat 03.00’te, sabah 05.00’te bu hatayı kim düzeltecek?
İşte asıl mesele burada.
Ben yıllardır Sıla Yolu’nu ve gurbetçilerimizin yaşadığı sorunları takip ediyorum.
Bu nedenle meseleyi sadece “bir gurbetçinin başına gelen talihsiz olay” olarak görmüyorum.
Eğer sistemde bir yanlışlık ihtimali varsa vatandaşın sınır kapısında başvurabileceği ve sorunun kısa sürede incelenebileceği etkili bir itiraz mekanizmasının bulunması gerekiyor.
Çünkü sınır kapıları sıradan devlet daireleri değil.
24 saat çalışan ve her gün binlerce insanın giriş-çıkış yaptığı yerler.
Orada yaşanan bir sistem problemi bazen birkaç dakikalık değil, saatlerce süren bir mağduriyete dönüşebiliyor.
Üstelik arkanızda bekleyen araçlar, devam etmeniz gereken uzun bir yol ve yetişmeniz gereken işiniz varsa durum çok daha ağırlaşıyor.
Burada özellikle altını çizmek istiyorum.
Amacım gümrük çalışanlarını veya herhangi bir kurumu hedef göstermek değil.
Sınır kapılarında çok zor şartlarda çalışan, yaz aylarında yüz binlerce yolcunun işlemini gerçekleştiren görevlilerin emeğini de görmezden gelemeyiz.
Benim sorguladığım şey sistemin kendisi.
Çalışan memurun önündeki ekranda yanlış bilgi varsa onun da hareket alanı sınırlı olabilir.
İşte tam da bu nedenle sorun kişilere yüklenmemeli; sistem düzeltilmeli.
Yanlış plaka eşleşmeleri, geçmiş cezalar, araç kayıtları ve benzeri konularda sınır kapılarında hızlı kontrol ve düzeltme yapılabilecek bir mekanizma oluşturulmalı.
Sıla Yolu’nda yıllardır söylediğim bir şey var:
Bir gurbetçinin yaşadığı sorun sadece onun sorunu değildir.
Çünkü bugün Kapıkule’de bir kişinin başına gelen olay, yarın Hamzabeyli’de, İpsala’da veya başka bir sınır kapısında bir başkasının karşısına çıkabilir.
Bu nedenle yaşanan sorunları konuşmamız gerekiyor.
Gizlemek yerine anlatmamız, yetkililere ulaştırmamız ve çözüm istememiz gerekiyor.
Ben de buradan yetkililere birkaç basit soru sormak istiyorum:
Başka bir araca ait ceza neden farklı bir vatandaşın karşısına çıkabiliyor?
Vatandaş cezanın kendisine ait olmadığını belgelediğinde neden sorun sınır kapısında hızlı şekilde çözülemiyor?
Ve en önemlisi:
Bu sorulara cevap bulmamız gerekiyor.
Çünkü gurbetçi Türkiye’ye gelirken sorun yaşamak için değil, memleketine kavuşmak için geliyor.
Dönerken de sınır kapısından güzel hatıralarla ayrılmak istiyor.
Biz Sılayolu.com olarak bu tür sorunları gündeme getirmeye devam edeceğiz.
Siz de Türkiye’ye giriş veya çıkış sırasında benzer bir olay yaşadıysanız bize yazın.
Hangi sınır kapısında, ne zaman ve nasıl bir problem yaşadığınızı anlatın.
Belki de tek tek yaşanan mağduriyetleri bir araya getirerek çok daha büyük bir sorunun çözülmesine katkı sağlayabiliriz.
Çünkü sistem vatandaşı mağdur etmek için değil, vatandaşın işini kolaylaştırmak için var olmalı.
Yolunuz açık olsun.
Yazı: Sezai Koç -Sılayolu.com
1
2025 Türkiye – Almanya Arası Gümrük Limitleri
84890 kez okundu
2
Sıla Yolunda Feci Kaza: Baba ve Oğlu Hayatını Kaybetti.
44545 kez okundu
3
Son Sılayolu Yolculukları Oldu: Gurbetçi Aileden 3 Kişi Hayatını Kaybetti.
38943 kez okundu
4
Gurbetçi Vatandaş Sınır Kapısında Hayatını Kaybetti: “İnsan Hayatı Bu Kadar Ucuz Olamaz”.
30982 kez okundu
5
Türkiye’den gelen araçta 100 bin adet sigara yakalandı.
30811 kez okundu