Bosna ve Hersek gezisi üzerine

Değerli dostlarım, yeni bir güne başlarken kaleme aldığım bu makalemi Osmanlı’nın izlerinin en belirgin olduğu Bosna ve Hersek gezisinden edindiğim izlenimleri sizlerle paylaşmak istedim.

 

Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet 1463 senesinde burayı fethederek Rumeli Eyaleti’ne bağladı ve sancak statüsüyle Osmanlı imparatorluğuna kattı. Osmanlı buraya medreseler, köprüler yapar, Boşnaklar ise zaman içerisinde islamiyeti kabul eder. Bugün Osmanlı eserleri büyük şehirlerde Saraybosna, Mostar ve vezirler şehri olarak bilinen Travnik de görülüyor.  1878’de Berlin Antlaşması ile Bosna Avusturya-Macaristan İmparatorluğuna bağlanır. 1914’de Avusturya-Macaristan veliaht prensi Franz Ferdinand ve eşi Saraybosna’da Sırp genci Gavrilo Princip tarafından öldürülür; bu durum aynı zamanda 1. Dünya Savaşını da başlatmış olur. İşte bundan sonra Bosna birçok devletin egemenliğine girmek durumunda kalır. Kısacası Osmanlı bölgeden elini çekmesiyle birlikte ne balkanlarda huzur kalır nede Bosna ve Hersek’de huzur kalır. Benim yaşlarımdakilerin çok iyi hatırladığı 1992-95 yılları arasındaki iç savaşda en çok zarar gören bölge olması ve tahmini olarak 100 bin Boşnak’ın hayatını kaybetmesi bunun açık bir örneği. Bir Srebrenitsa olayı varki akıllara durgunluk veriyor. Bu şehirde 10-15 bin Boşnak’ın katledildiği ileri sürülüyor. Halen 8 bin civarındaki Boşnak’ın akıbetinin bilinmediği yani kaybolduğu söyleniyor.

Mostar Köprüsü görülmeli

Şimdi yukarıdaki uzak ve yakın tarihi kısaca hatırlattıkdan sonra gezimizin içeriğine, Etatur tarafından düzenlenen ve otobüs ile yapılan bu geziye bizde katıldık. Tur operatörü değerli dostum Sezai Koç, eşi, kızı ve damadı da gezide yer aldılar; hoş sohbetler ederek yol aldık. Malum Paskalya tatili dolayısıyla yollarda ve gümrüklerde zaman zaman beklemeler oldu. Tabii bu durum yola çıkanın hesap etmesi ve yaşanması muhtemel bir durumdu. Netice olarak sağ selamet Saraybosna’ya ulaştık ; önemli olan da buydu. Dört yıldızlı otele yerleşerek sabahı bekledik. Kahvaltının akabinde Saraybosna turu yaptık.  Osmanlı İmparatorluğunun eseri  olan, Sebil Meydanı, Başçarşı, Gazi Hüsrev Camii, Kurşunlu Medresesi’ni görmek lazım.

Bir gün sonraki istikametimiz Mostar şehriydi, şehrin ortasından geçen Neretva nehrinin üzerindeki Mostar Köprüsü, öyle ki;  bu köprü Mimar Sinan’ın öğrencisi olan Mimar Hayreddin tarafından inşaa edilen Osmanlı eseriydi. 1993 senesinde iç savaş sırasında Hırvatların günlerce açtıkları ateş ile yıkılmış; Türkiye, Dünya Bankası ve UNESCO’nun katkılarıyla yeniden inşaa edilmiş bir tarihi eser. Burada bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum; Hırvatların yıktığı bu köprünün taşlarının cinsinin bulunması ve yapılması da bir ustalık ve incelik gerektiriyordu. Bayburtlu ustaların başlarını çektiği taş ustaları köprünün taşlarını yaparlar. Burada hatıra fotoğrafı çekmek için de bir hayli gayret sarfettik.

Bu gezi benim için unutulmayacak bir anı olarak kaldı.

Şunu unutmamak lazım; Bosna-Hersek kantonlara ayrılmış bir ülke ve bir tarafı Sırplar ile ortak, bir tarafı da Hırvatlar ile ortak kullanılıyor ve yönetimi de bir o kadar karmaşık. Yani farklı etnik kökenler ve inançdan olan insanlar birlikte yaşıyorlar. Kimilerine göre sınırlar çizilmeyip sadece ateşkes yapıldı. Türklerin yanı sıra uzak doğu ülkelerinden ve Arap ülkelerinden gelen turistlerin ziyaretleri Bosna ve Hersek halkını öyle mutlu ediyor ki. Ülkenin para birimi ise, Konvertibl Mark (1 Euro=1,95 KM).

Ali Osman DOĞAN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

 Etatur 10

 

Etatur 6

 

Etatur 8

 

Etiketler
Share
We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…